Yayınlandığından Bu Yana Tartışılan Kitap: “Pir Sultan Abdallar”

0

Yayınlandığından Bu Yana Tartışılan Kitap:

“PİR SULTAN ABDALLAR”

 M.Erman Aslanoğlu

Tartışılması da yadırganacak bir şey değil, aksine gerekli. Yüzyıllardır deyişleri dilden dile söylenegelen, defterlere kaydedilen, adına dernekler kurulan, siyaset meydanlarında dizeleri bayraklaştırılan bir büyük şair. Deyişleri diğer Anadolu köy şairlerinin deyişleriyle karışmış… O nedenle ilk baskısının yapıldığı 1984’ten beri Pir Sultan Abdallar kitabından sonra konuyla ilgili basılan kitaplar ona gerek katkı yaparak gerekse karşı bakış açısıyla olsun değinmeden geçemediler.

Halk edebiyatı tarihçilerinin, daha da derinleştirirsek saz şiiri uzmanlarının içinden çıkmakta zorlandıkları belli başlı konulardan biri bu: aynı tapşırmayla deyişler söyleyen köy şairlerinin deyişlerinin birbirinden ayrılması sorunu… Bu sorunu Abdülbaki Gölpınarlı ve Pertev Naili Boratav da 1943 yılında yayınladıkları ortak kitapta saptayarak, bazı deyişlerin Pir Sultan’a ait olmadığını ileri sürmüşlerdir. Ancak geçen süre içerisinde bu yönde iyiden iyiye bir çalışma yapılmamıştır. Cahit Öztelli, farklılıkları şairlerin çıraklık, ustalık ve olgunluk dönemleriyle ilişkilendirmiştir. Prof. Dr. İlhan Başgöz ise konuyu halk edebiyatı geleneği içerisinde ele almıştır.

İbrahim Aslanoğlu’nun öğretmenlik mesleğini Pir Sultan’ın adım attığı yerlerde yapıyor olması Pir Sultan araştırmalarına büyük katkı sağlamıştır. Çocukluğumuzda babamızın ellerimizden tutarak götürdüğü belli başlı yerlerden birisi de Sıvas Müzesi’ydi. İlkokul birinci sınıf çocuğunun boyuna yakın ciltli defterlerin “şer’iyyeler” olduğunu aklımız az çok erdiğinde öğrendik. Erbabı bilir, bu defterleri okumak her eski yazı bilenin işi değildir. Babamız şer’iyyeler üzerinde günlerce, haftalarca, aylarca çalışırdı. Çalışma süresi yetmezse müzedeki dostlukları sayesinde defterleri eve getirdiği de olurdu. Sicillerdeki kayıtlar Sıvas bölgesi şairlerinin deyişlerindeki ipuçlarının izlerinin sürüldüğü en esaslı belgelerdi. Bu kayıtlardan şairlerin yaşadığı çağlar saptanabiliyor, birbirlerinden ayrılması mümkün olabiliyordu. Pir Sultan Abdallar’ın kaynaklar bölümünde öğrendim ki İbrahim Aslanoğlu Sıvas Müzesi’ndeki 104 defteri incelemiş. Bir hakkı teslim etmek gerekirse akademik bir heyetin ancak yapabileceği işi tek başına görmüş.

CAHİT ÖZTELLİ’NİN KİTABI

Cahit Öztelli 1970’li yılların daha başında Pir Sultan Abdal kitabını yayınlamadan önce aziz ve sevgili dostu İbrahim Aslanoğlu’na müracaat ederek elindeki belgeleri kendisinden istemişti. Aslanoğlu; şer’iyyelerden ve tarihlerden derlediği gerek Hızır Paşa’nın tarihi kişiliği gerekse Pir Sultan’ın asılmasındaki nedenleri bir mektup yazarak Cahit Öztelli’ye gönderdiğini Pir Sultan Abdallar kitabında açıklamıştır. İbrahim Aslanoğlu; arkadaşının, mektubunun içeriği hilafına Pir Sultan’la Kul Himmet’i ortak eylem adamı olarak göstermesini hatta bu uğurda Kul Himmet’in bir deyişinin tahrif edilerek yayınlanmasını, üstüne üstlük kitabında Hızır Paşa’ları da karıştırmasını içine sindirememişti.

Öztelli’nin kitabında geçen o dörtlük şöyle:

Bizden selam söylen Kul Himmet kardaşa

Vücudun şehrini gezsin de gelsin

Yedi kat yer ile yedi kat göğün

Onun manasını versin de gelsin

İbrahim Aslanoğlu, ilk dizede bir hecenin fazla olduğunu, Kul Himmet’in sonradan eklenerek Pir Sultan’la dostluğunun pekiştirilmek istendiğini, ancak bunu yapan kişinin de bu işi beceremediğini kitabında açıklayacak ve Ali Balım’ın kitabını kaynak göstererek dörtlüğün aslını verecektir:

Bizden selâm olsun sofu canlara

Vücudun şehrini yuyanlar gelsin

Yedi kat göklerin yedi kat yerin

Kudret binasını kuranlar gelsin

Ölümüne dek Cahit Öztelli’nin bu kitabıyla ilgili eleştirel bir yazı kaleme aldığını hatırlamıyorum. Ancak karşılaştıklarında her vesileyle Öztelli’ye sorular yönelttiğini biliyorum. Öztelli’nin, günün birinde, aynı zamanda arkadaşı olan yayınevi editörünün de telkinlerinin bu yönde olduğunu kendisine söylediğini babamdan duymuştum. İşin aslını öğrendikten sonra bir daha bu konuyu açmamıştır.

Cahit Öztelli ve İbrahim Aslanoğlu Öztelli’nin ölümüne değin (1978), aralarında geçen bilimsel tartışmalara rağmen her zaman çok yakın iki dost olarak kalmışlardır. Dostunun ölümüne çok üzüldüğünün ve günlerce kendisine gelemediğinin yakın tanığıyım. Öyle ki, Sıvas Folkloru dergisinin Eylül 1978 tarihli 68. sayısını tamamen “Cahit Öztelli Özel Sayısı” olarak çıkarmıştır.

İBRAHİM ASLANOĞLU “PİR SULTAN ABDALLAR”I YAYINLIYOR

Cahit Öztelli’nin kitabının umduğundan farklı bir içerikle yayınlanması İbrahim Aslanoğlu’nu Pir Sultan’la ilgili kapsamlı bir çalışmaya yöneltmiştir. Aslanoğlu, Sıvas’taki öğretmenlik yıllarında yayınlamaya başladığı Sıvas Folkloru dergisinin ardından İstanbul’da yayın hayatına giren aylık Türk Folkloru dergisinin (1980-1999) ilk sayılarında Pir Sultan araştırmalarını derinleştiren yazılarını peş peşe yayınlamaya başlar. Nihayet 1982’de II. Milletlerarası Türk Folklor Kongresi’nde “Pir Sultan Abdallar” başlığıyla sunduğu bildirisinde altı ayrı Pir Sultan’ın varlığını ileri sürer. Bundan iki yıl sonra da Pir Sultan Abdallar kitabı yayınlanır (1984).

Kitap yayınlandıktan iki yıl sonra Çemberlitaş’taki yayınevimize gelen ve mütevazı tavırlarıyla dikkati çeken kişi Asım Bezirci’den başkası değildi. Çantasından çıkararak İbrahim Aslanoğlu’na ithafen önceden imzaladığı “Pir Sultan” adlı kitabını ulaştırmam için bana bıraktı. Aslanoğlu’nun “Pir Sultan Abdallar”a çok emek verdiğini ve değerli bir çalışma yaptığını söyleyerek mutlaka tanışmak isteğini bildirmişti. Bu uğurda birkaç kez gelip gitti ama o yıllarda ne yazık ki bu mümkün olmadı. Keşke olabilseydi… Bu isteğini karşılamakta geç kaldığım için üzgünüm.

Asım Bezirci yayınladığı kitapta, İbrahim Aslanoğlu’nun tezini bütünüyle kabul ettiği için Pir Sultan Abdallar’ın benzeri bir kitap yayınlamış oluyordu.

Bezirci, kitabını yayınlamadan önce 1 Ocak 1986 tarihli Karşı Edebiyat dergisindeki yazısında çıkacak kitabının duyurusunu da yaparak Pir Sultan Abdallar’la ilgili şaşkınlığını şu sözlerle dile getiriyordu:

“Doğrusunu söyleyim, şimdiye değin bir tek Pir Sultan Abdal biliyordum: Hızır Paşa’nın astırdığı büyük halk şairi. Meğerse aynı adı taşıyan beş şair daha varmış! Pir Sultan üstüne çalışmaya başlayınca öğrendim bunu. İbrahim Aslanoğlu’nun kitabında açıklandığına göre, bu şairler bu güne dek ‘bir tek kişi’ olarak görülmüşler! Nitekim Sadettin Nüzhet, Pertev Naili Boratav, Abdülbaki Gölpınarlı, Ali Balım, Cevdet Kudret, Selâmi Münir Yurdatap, Cahit Öztelli, Memet Fuat vb. değerli araştırmacılar/incelemeciler adları ve yaşamları gibi onların ürünlerini de birbirine karıştırmışlar. Oysa kişilikleri ve şiirleri kadar çağları da değişik şairlermiş bunlar…”.

ATİLLA ÖZKIRIMLI’YA GÖRE…

Asım Bezirci’nin bu yazısı üzerine değerli edebiyatçı Atilla Özkırımlı da 19 Haziran 1986 tarihli Cumhuriyet gazetesinde “Pir Sultan Bir Gelenektir” başlığıyla bir yazı kaleme almıştır. Atilla Özkırımlı bu yazısında “Pir Sultan Abdallar”a kadar yayınlanan belli başlı kitapların listesini verdikten sonra konuyu İbrahim Aslanoğlu’nun çalışmasına getirir: “Pir Sultan Abdal’ın kimliği konusunda ilk ciddi adımı İbrahim Aslanoğlu atmıştır. Aslanoğlu araştırmalarının sonuçlarını bir dizi yazı olarak 1979’da Türk Folkloru’nda yayınlamış, daha sonra hepsini bulabildiği Pir Sultan Abdallar’ın şiirleriyle birlikte bir kitapta toplamıştır. Aslanoğlu’na göre, eldeki şiirler, kendisinin şimdilik saptayabildiği altı Pir Sultan Abdal’a aittir. Üstelik yapılacak araştırmalar sonucu Pir Sultan Abdallar’ın sayısı gelecekte daha da artabilir. Yine ona göre, Banazlı olup Hızır Paşa’nın astırdığı gerçek Pir Sultan (Abdal), Pir Sultan tapşırmalı şiirleri söyleyen şairdir.”

Atilla Özkırımlı yazısının ilerleyen bölümlerinde Asım Bezirci’nin kitabına sözü getirerek; “Asım Bezirci de İbrahim Aslanoğlu’nun tezini kabullenmekte, dahası geliştirmektedir” demektedir. Ancak kitabına sadece Pir Sultan’a ait şiirleri almasını ve diğer 5 şairin şiirlerine yer vermemesini de eleştirmektedir.

Bir bakıma Asım Bezirci’nin kitabı Bezirci’nin popularitesi nedeniyle Pir Sultan Abdallar’dan daha geniş bir kitlenin haberdar olmasına vesile olmuştur. Bu konuda bir “sorun” olduğu yavaş yavaş kabul görmeye başladı. O yıllarda kimi müfrit yayın organlarında altı Pir Sultan’ın varlığı reddedildiği gibi İbrahim Aslanoğlu da “devletin adamı” olarak nitelendirildi. Ciddiye alınacak bir yönü bulunmayan bu gibi eleştiriler çok sınırlı bir zümre içerisinde kalmıştır. Aradan geçen otuz yılı aşkın süreçte, bugün gelinen noktada değil sadece Pir Sultan; Hatayî, Kul Himmet, Emrah, Teslim Abdal vd. saz şairlerinin hatta Yunus’un bile şiirleri artık bu gözle değerlendirilmektedir.

Başta Pir Sultan Abdallar olmak üzere İbrahim Aslanoğlu’nun yayınlanan temel araştırma kitapları genç kuşaklara saz şiiri araştırmalarında rehber olmuştur dersek yanılmış olmayız.

Hayat Ağacı dergisi 25. Sayı, 2014

PAYLAŞ