Sivas Folkloruna Emek Verenlerden…

0

SİVAS FOLKLORUNA EMEK VERENLERDEN…

Sabri Koz

Ne arîz amîk bir tetkik ne de vasi bir deneme; olsa olsa bir hatırlama, hatırlatma ve anlama, anlatma yazısı bu. Başı sonu belirsiz gibi dursa bile bir şeyleri avaza çıkarma derdinde olan birinin yazılı çırpınışları…

Türkiye’de, yerli araştırmacılar eliyle Türk “folklor”[1] ve halk edebiyatının ele alınışı ilk yüzyılı geride bıraktı geçtiğimiz 2013’le birlikte. Bu yıldönümünü, çok da anlamlı bulduğum söylenemez, ancak “folklor”un hayatın etrâf u eknâfını çevreleyen, günlük hayatın her bakımdan arz-ı endâm ettiği canlılığı kuşatan güzel yanı, ilk kez bu yıl bu ad altında ele alınmaya başlandığı için saygıyla baş kesmek gerekir.

Sivas halk kültürünün araştırılmasında bize göre kurum ve kuruluşlarla, öğretmenlerin öncülüğü, değerli çalışmaları unutulamaz. Dünden bugüne Türk Ocakları’nın, halkevlerinin, öğretmen okullarının, üniversitelerin ve kültür müdürlüklerinin memleketin her yanındaki rolü, etkinliği ülkemizde ne ise Sivas’ta da öyle…

Sivas halk kültüründe,  bu kadim şehrin ve çevresinin insanlarıyla, onların kültürel kökenleriyle doğrudan ilgili olduğu için bu yolda derinleştirilmesi ve araştırılması gereken pek çok husus vardır. Dilde, kültürde, geleneklerde bu coğrafyanın iz bırakmış eski ve yeni toplumlarının etkilerini, halk kültürü derleme ve araştırmaları sırasında tespit ve tasnif etmek mümkündür.[2] Yapılamamış olanlar ise zaman içinde gerçekleştirilmelidir.

Kutlu Özen’in bir bildirisinde oldukça ayrıntılı olarak ve dönemlere ayırarak ele aldığı bu çalışmalar[3], tekrardan mümkün mertebe kaçınılarak bu denemede bir daha, ancak kişilerden belli başlıları söz konusu edilerek gözden geçirilecektir. Burada gaye, ne bir tarihçe ne de bir derinliğine çözümlemedir. Sivas halk kültürüne hizmet edenlerden akla ilk gelenleri kişisel okumalar, anılar ve vurgulamalarla öne çıkarmak, anlamaya ve anlatmaya çalışmaktır.

EFLÂTUN CEM GÜNEY (1896-1981):

Yakın zamanların, geçtiğimiz yüzyılın ilk çeyreğine, hatta ilk yarısına rastlayan yılların Türkiyesi’nde halk kültürü derlemelerinin ilk örgütlerinin ayak sesleri duyulmaya başlar. Türk Ocakları, Anadolu / Türk Halk Bilgisi Derneği, Halkevleri, Türk Dil Kurumu sonraki yarıda ise Millî Folklor Enstitüsü (Millî Folklor Araştırma Dairesi / Halk Kültürünü Araştırma ve Geliştirme Genel Müdürlüğü), üniversiteler, özel ve resmî dergiler, dernekler, vakıflar bu dönemin taşıyıcıları olmuşlardır.

Hayatı ve eserleri son yıllarda incelemelere, monografilere konu olan Eflâtun Cem’in[4], yazı hayatı birkaç yıl daha eskilere uzansa bile folklor ve halk edebiyatı çalışmaları ile memleketi ve sonradan resmî görev yerlerinden biri olması, yayıncılık faaliyetleri bakımından Sivas’la yakından ilgisi vardır. Hem masallarının kaynaklarından bir kısmı, hem tanıttığı âşıklar hem de Birlik[5] ve Duygu ve Düşünce[6] gibi süreli yayınlardaki hizmetleri bakımından Sivas, onun için memleketi olmanın ötesinde mezun olduğu okula, Sivas Sultanisi’ne edebiyat öğretmeni olarak atanması (1923), yayın hayatına hız verip halk kültürü çalışmalarına başlaması ve kendi yolundan gidecek öğrenciler yetiştirmesi bakımından ayrı bir önem taşır.

Eflatun Cem Güney’in hizmetleri bizde çoğunlukla olumlu iz bırakmışsa da masallarda geliştirdiği üslûp ve âşıklarla ilgili eserlerindeki tutumu zaman zaman eleştirilmiştir. Oysa onun gerçek değerini, masal metinlerini edebî ürün olarak görmekle ve birer eğitim kaynağı olduklarını unutmamakla daha iyi açıklayabiliriz. Âşıklarla ilgili çalışmalarını ise dikkatle süzmek ve mümkünse başka kaynaklarla karşılaştırdıktan sonra yararlanmak lazımdır. Biraz aykırı olmakla birlikte ünlü folklor araştırmacısı ve halk edebiyatı tarihçisi Cahit Öztelli (1910-1978) de Eflatun Cem deyince akla ilk gelen âşıklardan Deliktaşlı Ruhsatî[7] ve Erzurumlu Emrah’la[8] ilgili hiç de olumlu şeyler yazmamıştır.  Onun Ruhsatî hakkındaki düşünceleri şöyle sıralanabilir:  “… Eflâtun Cem’in tanıtmak istediği gibi ‘mısraları ateşten damlalar’, ‘son büyük şair’ değildir. ‘Mısraları tatlı tatlı’ ürpertmiyor bizi. Aksine Yunus’tan Sümmanî’ye kadar bütün saz şairlerini kabaca taklit eden orta, hattâ ortadan aşağı bir nazımcıdır.”[9]

Eflatun Cem’in Erzurumlu Emrah kitabının ilk baskısı Sivas’ta “Vilâyet Matbaası”nda yapılmıştır. Bugün için nadir bir kitaptır ama bu kitabın kütüphanemde bulunan ve Yakup Kadri [Karaosmanoğlu] adına imzalanmış nüshasında gördüğüm şu satırlar pek yakıcıdır:

“’Yalçın Anadolu topraklarından’ topladığım bu yaban gülünün ‘efsâne devirlerinden kalma bir galat-ı hilkat gibi hiçbir sesi duyulmadan derhal yere gömülmesinden sıyâneti endişesiyle,  ‘kır demetinin sert ve acı kokularından bile câvidânî zevkler duymak’ bahtiyârlığına eren renk ve güzellik mübdii üstâd Yakub Kadri Beyefendi’ye pâyânsız hürmetlerimle…

26/3/929

Samsun Lisesi Edebiyat Muallimi

Eflâtun Cem”[10]

Eflatun Cem Güney, yeniden kaleme aldığı masallarıyla, halk hikâyeleriyle uluslar arası ödüller alması ve ülke çapında “Masal Babası” olarak masal okumayı, dinlemeyi teşvik edenlerden biri olması yanında; onun sayesinde tanınan ve haklarında yayınlar yapılan Ruhsatî, Kusurî, Kâmilî, Meslekî, Minhacî gibi âşıklarla her şeye rağmen Erzurumlu Emrah gibi Sivas, Tokat, Trabzon, Niğde, Çorum, Yozgat, Kastamonu ve Çankırı illerinde iz bırakmış, çıraklar yetiştirerek bir “âşık kolu” doğmasına yol açan ustanın tekrar bilinir kılması az şey değildir. Dertli Kaval, Sivas Rivayeti adıyla yayımladığı[11] küçük kitap bile onun saygıyla anılmasına yeterlidir. Kaldı ki o, Sivas’ta folklor ve halk edebiyatı araştırmalarının öncüsü sıfatıyla ve öğrencilerini bu yolda teşvik etmesiyle dahası masallarımızın folklorcu derlemesi dışında özgün bir dille yeniden yazılabileceğini gösterdiği için de her zaman baş tacı olarak kalacaktır.

ÜÇ ÖĞRETMEN, ÜÇ FOLKLOR GÖNÜLLÜSÜ:

KADRİ ÖZYALÇIN, KEMAL GÜRPINAR VE VEHBİ CEM AŞKUN (1909-1979):

Bu dönemi izleyen, 20’li yılların sonu ile 30’lu ve 40’lı yıllardan izler bırakan araştırmacılardan,  idareciliği, hukuk adamlığı,  yazarlığı ve halk müziği konularına ilgisiyle ön plana Abdülkadir Sarısözen (1897-1973)[12], derleme defteri ve yazılarıyla Halil Sami Özen (1908-2004)[13], bir öğretmen olarak görevleri yanında yaptığı ve defterlere kaydettiği derlemeler sonradan kitaplaşan İbrahim Olcaytu (1881-1946)[14], Eflatun Cem Güney’in öğrencilerinden Kemal Gürpınar, Kadri Özyalçın ve Vehbi Cem Aşkun unutulmaması gereken adlardandır.

Bu yüzden öğretmen kökenli olan son üç ad üzerine, kronoloji aksayacak olsa bile, özellikle biraz ayrıntılı yazmakta yarar görüyorum.

Kadri Özyalçın ve Kemal Gürpınar, biyografilerine üzülerek ve utanarak ulaşamadığım folklorculardan. Sivas gazetelerinin taranması, Sivas’ın asıl sahibi olan araştırmacı ve yazarların bu eksiğimi gidermelerini beklerim. Bir gün bu iki fedakâr öğretmen folklorcunun biyografileri,  hiç olmazsa doğum ve ölüm tarihleri bulunabilirse çok memnun olurum. En azından yakınlarından bilgi alınabilir, devlet arşivlerinin yardımına başvurulabilir.[15]

Bu iki öğretmenin kitapları Sivas Halkevi tarafından yayımlanmış olup bazıları ortak imzalıdır. Bir ayırım yapmadan Sivas’la ilgili eserlerini tarih sırasıyla veriyorum:

1.Kadri Özyalçın, Deliktaşlı Ruhsatî, Sivas Halkevi Dil, Tarih, Edebiyat Şubesi Yay., Sivas, 1936, 227, XXI s.

2.Kadri Özyalçın – Kemal Gürpınar, Deliktaşlı Ruhsatî, 2. Kitap, Sivas Halkevi Dil, Tarih, Edebiyat Şubesi Yay., Sivas, 1938, 155 s.

3.Kadri Özyalçın – Kemal Gürpınar, Şarkışlalı Serdarî, Sivas Halkevi Dil, Tarih, Edebiyat Şubesi Yay., Sivas, 1938, 89 s.

4.Kemal Gürpınar, Deliktaşlı Münhacî,Sivas Halkevi Dil, Tarih, Edebiyat Şubesi Yay., Sivas, 1939, 68 s.

Sivas folkloruna ve halk edebiyatına hizmet edenlerden Vehbi Cem Aşkun üzerinde önemle durmak iktiza eder. Aşkun, aslen Sivaslıdır. Eflâtun Cem Güney’in öğrencisi ve öğretmen olarak Sivas’ta bulunmuş, gerek derleme araştırma, gerek dergi yöneticiliği ve gerekse yazı ve kitaplarıyla bu ilde silinmez izler bırakmıştır.

Aşkun’un Sivas Halkevi’nin yayın organı olan Ortayayla (1936-1938, 1.-16. sayı) ve 4 Eylül  (1939-1942, 17.-51. sayı) dergilerinde yazar, halkevi yöneticisi ve araştırmacı sıfatıyla değişik türde yazıları vardır. Sivas Halkevi ve Kamil Kitabevi Yayınları arasında birçok kitabı yayımlanmıştır. Bu eserlerden birinin günümüzde ikinci baskısı bile yapılmıştır:

1.Sivas Folkloru,  C. I, Halkevi Dil, Tarih, Edebiyat Şubesi Yay., Sivas, 1940, 336 s.

2.Büyük Halk ve Saz Şairi Emrah. Seçme Şiirler ve Selvican Hikâyesi,Halkevi Dil, Tarih, Edebiyat Şubesi Yay., Sivas, 1942, 115 s.

3.Sivas Folkloru, C. II, Halkevi Dil, Tarih, Edebiyat Şubesi Yay., Sivas, 1943, 382 s.

4.Sivas Şairleri, Halkevi Dil, Tarih, Edebiyat Şubesi Yay., Sivas, 1948, 408 s.

5.Büyük Halk ve Saz Şairi Ruhsatî, Kâmil Kitabevi Yay., Sivas, 1944, 166 s.

6.Sivas Folkloru, I-II, Sivas Valiliği İl Kültür Müdürlüğü, Sivas 1000 Temel Eser Dizisi, Sivas, 2006, 430 s.

Vehbi Cem Aşkun, Sivas konulu çalışmalarıyla öne çıkan ancak, görev yaptığı ya da ikamet ettiği yerlerle ilgili önemli yayınları da bulunan, tarihle, folklorla, halk edebiyatıyla, biyografiyle, şiir ve hikâyeyle de ilgilenmiş bir yazardır. Özellikle Merzifon (Amasya) ve Erzincan’la ilgili yayınları Sivas’a yakın olmaları bakımından göz ardı edilemez.[16]

Onun, vefat ettiği Eskişehir’de bulunan mezarının hece taşında hazin içeriği ile şu kıta yazılı:

Gülmedi bir kez bahtıma dünya

Yer etmedi içimde tabasbus riyâ

Tümüyle uğursuz geçti yıllarım

Şu mutsuz evrende yaşadım güya

Bil ki değmez dünya, bir anlık âha

Okuyun Vehbi Cem’e bir Fâtiha

Ayrıntılı bir biyografi eşliğinde hazırlanacak, araştırma yazıları, edebî çalışmaları ve kitaplarını içerecek tam bir bibliyografyası, eserleriyle ilgili eleştirel değerlendirmeler Vehbi Cem Aşkun’u daha iyi tanımamıza yol açacaktır.

TECER- SARISÖZEN BERABERLİĞİ

AHMET KUTSİ TECER (1901-1967) VE MUZAFFER SARISÖZEN (1899-1963):

Yeniden kronolojiye dönüyor ve Sivas folklorunun, halk edebiyatının araştırılma, derlenme ve tanıtılma tarihinde önemli aşamaların yaşandığı 1930’lu yıllara dönerek iki büyük Sivas folklor ve halk edebiyatı hâdimini öğretmen kökenli şair, oyun yazarı ve araştırmacı Ahmet Kutsi Tecer’le yine öğretmen kökenli halk müziği uzmanı Muzaffer Sarısözen’i yâd edeceğim. Sıra değil, sözün sırası onlara dayandı.

Ahmet Kutsi Tecer, öğrenim için gittiği Paris’te yazma kaynaklar üzerinde çalışarak Köroğlu ve Mağrip şairleri konusunda tespitlerde bulundu ve bunları Türk Halk Bilgisi Derneği’nin yayın organı olup tek sayı yayımlanan Halk Bilgisi Mecmuası’nda yayımladı.[17]

Sivas, Ahmet Kutsi’ye bir eğitim, kültür, sanat ve siyaset adamı olarak çok şey borçlu olduğu gibi Ahmet Kutsi de Sivas’a başta “soyadı” olmak üzere, folklor çalışmaları[18] ve şairliği bakımından[19] çok şey borçludur.  Onun görev için atandığı bu şehirde kaldığı dört yıl boyunca yaptıklarıyla uykudan silkinircesine kendine gelen Sivas, Orta Anadolu’da parmakla gösterilen ve İstanbul ve Ankara basınında sık sık sözü edilen bir şehir oldu. Tecer de bu şehirde edindiği her kesimden dostlarla Âşık Veysel ve Muzaffer Sarısözen örneklerindeki gibi ilgisini kesmedi, sonraki yıllarda da eli ve gözü onlar üzerinde oldu.

Sivas’ta valiliğin, belediyenin ve başta Muzaffer Sarısözen olmak üzere aydınların işbirliği ve desteği ile kurulan Halk Şairleri Koruma Derneği, Cumhuriyet Türkiyesi’nde bir ilk olan Sivas Halk Şairleri Bayramı’nı onun öncülüğünde gerçekleştirdi (5-8 Kasım 1931). Bir tipografi harikası sayılan Sivas Halk Şairleri Bayramı[20] adlı broşür de Ahmet Kutsi Bey’in imzasını taşır.

Her bakımdan çok iyi örgütlenen, tek kusuru mevsim olarak biraz geç kalınmış olduğu izlenimi veren bu bayram köklü bir âşıklık geleneğine sahip olan Sivas ve çevresinde, yaşayan âşıkların mümkün mertebe el üstünde tutulmasına, eski âşıkların ise hayatı ve eserleri üzerine çalışmalar yapılmasına,  genel bir canlanmaya sebep oldu. Şüphesiz, ülke çapında da örnek alınacak bir halk etkinliği olarak kültür tarihimizdeki yerini aldı.

Âşık Veysel Şatıroğlu ve Tâlibî Coşkun, bu bayrama katılan âşıklardan ikisi olarak Tecer’in desteği ile yurt sathında ün kazandılar; Ali İzzet Özkan ise bu bayrama katılamadığı halde Tecer tarafından himaye edildiğinden daha rahat bir biçimde gezici âşıklık yapmaya başladı. Özellikle Âşık Veysel’in şiir kitabı çıkarmasında, dergilerde şiirlerinin yayımlanmasında, Köy Enstitülerinde saz belletmenliği yapmasında, aydınlar arasında kabul görmesinde Tecer’in rolü büyüktür.

Ahmet Kutsi Tecer’in Köylü Temsilleri[21] adlı küçük kitabı da kısmen Sivas’ta yaptığı seyirlik köy oyunları araştırmalardan izler taşır. Bu kitapçığıyla ve sonraki yıllarda yaptığı çalışmalarla Tecer, Türkiye’de köy oyunlarının araştırılmasında, akademik anlamda ele alınmasında da etkili olmuştur.

Musiki yetenekleri bulunan aile bireyleri arasında yetişen Muzaffer Sarısözen, konsevatuvar öğrenimi görmüş; memleket sevdalısı, çalışkan ve bir dönemin hizmetleriyle öne çıkmış öğretmenlerindendi.

Ahmet Kutsi Tecer’e Sivas’taki çalışmaları sırasında yardım eden, iyi bildiği geleneksel müzik değerlerini notaya alan[22], ilk günden itibaren başta Sivas ve çevre iller olmak üzere birçok derleme gezisinde kurul üyesi olarak görev yapan, derlenen malzemenin Ankara Devlet Konsevatuvarı’nda notaya alınması, arşivlenmesi gibi hizmetlerde bulunan, dersler veren, Yurttan Sesler ile radyoda bir kültür hareketi ve halk müziği kadrosu oluşturan, birçok ses ve saz sanatçısının yetişmesinde emeği geçen, halk oyunlarıyla ilgili deneyimlerini notaya alma, örgütleme gibi hizmetlerle ortaya koyan, kaleme aldığı yazı ve kitaplarla halk müziği literatürünün zenginleşmesine katkıda bulunan bir fedakâr insandır Muzaffer Sarısözen.[23]

İBRAHİM ASLANOĞLU (1920-1995):

Halkevlerinin kapatılmasından ve doğal olarak dergi ve kitap, broşür yayınlarının durmasından, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi gibi bilim kuruluşlarının halk kültürü çalışmaları bakımından durgunluk dönemine girmesinden sonra Sivas’ta da bir sessizlik hâkim olmaya başladı. Dünya başka bir ruh hâlinin egemenliği altına girdi, yönetimler gibi ülkenin gündemi de değişti, durgunluk başladı. İhsan Hınçer’in yayımladığı 366 sayılık Türk Folklor Araştırmaları dergisi neredeyse tek başına bütün Türkiye için 70’li yıllara kadar derleyici, toparlayıcı bir görev yaptı. Bu hal, 1960’lı yılların başına kadar böyle sürse de Halkevleri döneminin ayakta kalmayı başaran araştırmacıları, kendi başlarına çalışmaya devam eden derlemeciler bu yılların yük taşıyıcıları, hizmet erleri olarak öne çıktılar.

İbrahim Aslanoğlu ve Sedat Veyis Örnek 60’lardan sonra genel anlamda folklorun, halk edebiyatının, özel anlamda da Sivas folklor ve halk edebiyatının araştırılıp incelenmesinde rol oynadılar. Bu ikiliye İlhan Başgöz’ü de Sivas’tan uzak kalsa bile eklemek gerekir.

Özellikle İbrahim Aslanoğlu, Halkevleri döneminin bir yadigârı olarak sessiz ve derinden kozasını örmekle meşgul olan ipek böceği gibi çalıştı, Sivas halk kültürü ve halk edebiyatı için bir ekol, bir okul oldu, gençlerin önünü açtığı gibi ülke çapındaki etkinliklere de katkıda bulundu. Bu yüzden önce onu kısaca ele almalı, çok yazılıp çizilmiş olan hizmetlerini özetleyerek vermeli:[24]

Aslen Tokatlı, gönlüyle ve ailesiyle Sivaslı olup daha çok bu şehrin folklor ve halk edebiyatına hizmet eden İbrahim Aslanoğlu da öğretmen araştırmacılardandır. Sivas Öğretmen Okulu’nu bitirdi (1944). Sivas Halkevi yılları onun 1960 sonrasında yapacaklarının güç kaynağı olmuştur. O yıllarda başlayan ve amcası Abdullah Hâkî ve hemşehrisi Abdullah Azmî’nin etkilerini taşıyan merak ve araştırmaları yıllar içinde olgunlaşarak yazılara, dergilere ve kitaplara dönüştü. Bir dönem için Sivas halk kültürü ondan soruldu, o da bu yükü onurla taşıdı ve yüce tuttu, o yıllar için gençlik günümüz için olgunluk yaşlarında olan araştırmacıların ortaya çıkmasında etkili oldu.

1948’de başlayan Divriği Cumhuriyet İlkokulu’ndaki öğretmenlik yılları, iğne ile kuyu kazmaktan farklı olmayan köy taramaları, mecmua, cönk ve perakende kâğıtlara kaydedilmiş yöre şairlerinin tespiti ve şiirlerinin istinsahı gibi ömür törpüsü işlerle uğraştı. Divriği köyleri, Divriği merkezi şanslıydı, çünkü İbrahim Aslanoğlu gibi bir gönüllünün, bir halk kültürü fedaisinin araştırma alanı olmuştu. Gazete ve dergilerde çıkan yayınların ardından ilk eser gün yüzü gördü. Bu, fazla ünlü olmasalar da Divriğili şairleri ilk kez bir araya getiren ve bugüne kadar bir benzeri hazırlanamayan, küçük fakat önemli bir çalışmadır.

İbrahim Aslanoğlu’nun Âşık Veysel’le ilişkisi eskidir, köklüdür. Onunla röportajlar yapmış, bilgisinden ve belleğindeki birikimden yararlanmıştır. Veysel gibi bir gelenek taşıyıcı, bir güvenilir sözlü kaynak herkese kısmet olmaz. Bunu iyi değerlendiren Aslanoğlu, onunla ilgili yazılarını küçük bir kitap halinde yayımlamıştır ve bu kitap iki baskı yapmıştır. Aslında kendisinin Veysel konusunda birkaç kitap dolduracak kadar bilgi ve anısı vardır.

İbrahim Aslanoğlu; Ahmet Kutsi Tecer’i bilirdi, tanırdı ama birlikte çalışamamışlardı. Tecer’in Sivas’a atandığı ve görev yaptığı yıllarda o henüz bir çocuktu. Halk Şairleri Bayramı (1931) belleklerde yer etmiş bir kültür etkinliği olarak daima hatırlanıyordu. İkinci bayram, 30 Ekim 1964 tarihinde 59. Tümen Komutanı Tümgeneral Fuat Doğu Paşa’nın himayesinde gerçekleştirildi. 10 âşık katıldı bu bayrama, Âşık Veysel Şatıroğlu ilk bayramın yadigârıydı, oldukça ünlüydü, itibar sahibiydi, hakkında kitaplar hazırlanmıştı; Ali İzzet Özkan ise bir hayli tanınmış bir âşıktı, kitaplara konu olmuştu, o yılların şartlarıyla gezici âşıklık yapıyor, gittiği yerlerde kitapçıklar yayımlatabiliyordu.  Geri kalan 8 âşık ise Haydar Özdemir, Seyit Türk, Ali Akış, Veysel Cehdi Kut, Mustafa Feryâdî Çığıran, Ali Tozkoparan, Fatma Oflaz (Derdimend), Hamit Şeker. Aslanoğlu, bayram hakkında küçük bir kitap da yayımladı.

Aslanoğlu’nun Sivas’la ilgili pek çok eseri var ama bence en önemli eseri Sivas’ta başlayıp İstanbul’da devam ettirdiği, vefatından sonra da fazla yaşamayan dergilerdir: Sivas Folkloru (1973-1979, 78 sayı) ve Türk Folkloru (1979-2001, 96 sayı). Özellikle Sivas Folkloru Sivas’ın bir merkez olduğunu, iyi yönlendirildiği takdirde birçok araştırmacının yetişip gelişebileceğini göstermiştir. Bu dergi etrafında kümelenen Müjgân Üçer, Kutlu Özen, Doğan Kaya, Yavuz Bülent Bakiler, Musa Demirci, Halûk Çağdaş, Faruk Aburşu, Mustafa Birinci, M. Güner Demiray, Emin Kuzucular, İsmail Hakkı Acar, Hüseyin Candan, İlyas Ege gibi adlarla (bazıları daha önce de yazı yazıyor olsa da) bir folklor hareketi doğdu, bu hareket Türk Folkloru dergisiyle daha da genişleyerek yurt geneline yayıldı. Bu imzalardan Üçer, Özen, Kaya üzerinde ayrıca duracak ve eserlerini aşağıda yâd edeceğim.

İbrahim Aslanoğlu’nun Pir Sultan Abdal ve Şah İsmail Hatayî konusundaki yazıları ve yayımlanmış birer kitabı konu ile ilgili eski bilgileri zorlayan, değiştiren, hatta alt üst eden zengin bir içeriğe sahiptir. Sözlü kültür malzemesi haline gelen ve şiirleri değişik zamanlarda yapılan eklerle çoğalan, ortak mahlaslar sayesinde problem yumağına dönüşen bu şahsiyetleri cesaretle birbirinden ayırmayı denedi. Pir Sultan Abdallar ve Şah İsmail Hatayî ve Anadolu Hatayîleri bu gayretlerin ürünüdür.

Onun Sivas halk kültürü ve halk edebiyatı konulu eserlerinden bazılarını anabiliyor, Kul Himmet, Teslim Abdal, Muhiddin Abdal’la ilgili kitaplarının ölümünden sonra yayımlandığını, her konuda tam bir bibliyografyasının (yazılar, kitaplar, konuşmalar, hakkında yazılanlar) ise hazırlanmakta olan İbrahim Aslanoğlu’na Armağan’da yer alacağını duyuruyorum:

1.Divriği Şairleri, İstanbul, Ekin Basımevi, 1961, 96 s.

2.Âşık Veysel, Sivas Millî Eğitim Müdürlüğü Halk Eğitimi Yayınları, Sivas, 1964, 47 s. (2. bs., 1967).

3.Sivas Halk Şairleri Bayramı, Sivas Garnizonu Sosyal Hizmetler Kolu Yayınları, Sivas, 1965, 94, 1 s.

4.XIX. Yüzyıl Alevi Bektaşi Şairi Kul Himmet Üstadım, Emek Matbaası, Sivas, 1976, 86 s. (4. bs., Can Yay., 2014)

5.Âşık Veli, Kültür Bakanlığı Yay., Ankara, 1984, 104 s. (2. bs.,  Can Yay., 2014)

6.Pir Sultan Abdallar, Erman Yayınları, İstanbul, 1984, 524 s. (3. bs., Can Yay., 2000)

7.Söz Mülkünün Sultanları, Erman Yayınları, İstanbul, 1985, 208 s.

8.Geçmişten Günümüze Sivas Meşhurları, C. I-II, Sivas Valiliği İl Kültür Müdürlüğü, Sivas 1000 Temel Eser Dizisi, Sivas, 2006, 560 ve 606 s.

SEDAT VEYİS ÖRNEK (1927-1980):

Sivas halk kültürüne hizmeti geçmiş ancak biri genç sayılabilecek yaşta aramızdan ayrılmış, öbürü ise ilerlemiş yaşına rağmen araştırmalarına yayınlarına devam eden iki Sivaslıdan söz edeceğim: Sedat Veyis Örnek ve İlhan Başgöz. İkisi de farklı dallarda uzmanlaşmış ve yolları Sivas kültürüyle fazla kesişmese de birer bilim adamı olarak doğup büyüdükleri toprağın iftihar sebebi olmuşlardır.

Yazı hayatı edebiyatla başlayan ve hikâyeleriyle, kısa oyunlarıyla dikkatleri çekmiş, başarılar kazanmış olan Örnek, Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi mezunudur (1953). Halk kültürüyle uğraşanların pek çok bilim ve bilgi dalında uzman olmasalar da bilgi sahibi olmaları gerekir diye düşünülür. Bu her zaman böyle olmasa da hiç olmazsa genel kültür sahibi olsun diye beklenir, daha doğrusu ben öyle düşünürüm. Ama halk kültürü ve halk edebiyatıyla uğraşanların çok sayıda dil bilmeleri ne kadar önemli ise başka dil ve kültürlerde yaşanan benzer serüvenleri anlayabilmek için de halk yaşayışını bu diller aracılığı inceleme mecburiyeti vardır.

Sedat Veyis Bey’in ilâhiyat okuyup folklor ve etnolojiye yönelmesi aslında yadırganacak bir husus değil, ancak benzeri bizde o kadar az olan bir gelişme ki yazı ve kitaplarda tesadüf ettiğim temel din bilgilerindeki çelişkili durumları anlamak asla zor olmuyor. Profesör olduğu Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nde “Etnoloji Bölümü”nü kuran ve buradan yetişen bilim adamı ve uzmanlarla sonraki yıllarda bu bilim dalının gelişmesine katkıda bulunan bir öncüydü o.

“Bilmez ki sorsun, sormaz ki bilsin/Bilse sorardı, sorsa bilirdi” beytini rehber edinmiş biri olarak sorular, meraklar içinde boğulup gittiğimin de farkındayım ama beni en çok sarsan bilgilere Sedat Veyis Örnek’in 100 Soruda İlkellerde Din, Büyü, Sanat, Efsane[25] adlı kitabında rastladığım zaman susuz kalmış bir yolcunun su bulunca düştüğü şaşkınlığa benzer bir halde döne döne, çize çize okumuştum. “Önsöz”ünde “… sosyal ve manevî bilimlerin çeşitli dallarında öğrenim yapanlarla, konuya ilgi duyan okuyucuya yararlı olacağına inanıyorum.” deyişini[26] ne kadar haklı bulursam bulayım kitabın yalnızca iki baskı yapmış olmasını, bugün de okuyucusundan niçin mahrum kaldığını bir türlü anlayamam.

Bu kitaptan öğrendiğim en önemli düstur, bende deprem yaratan bu bilgilerin, başka bir yoldan giderek James Frazer, Johan Huizinga, Pertev Naili Boratav, Burhan Oğuz ve Metin And’dan öğrendiklerimle çoğunlukla örtüştüğü ve ilkele, eskiye ait ne varsa medenînin, yeninin dip duygularında ve kök davranışlarında yaşamaya devam ettiğidir.

Sedat Veyis Bey’in Sivas halk kültürüne armağanı diye algıladığım yüz ağartıcı doktora çalışması Sivas ve Çevresinde Hayatın Çeşitli Safhalarıyla İlgili Batıl İnanç ve Büyüsel İşlemlerin Etnolojik Tetkiki[27] örnek alınması gereken bir eserdir. Özellikle, bir doktora tezi olan bu kitabını “Sivas 1000 Temel Eser Dizisi”nde yayımlanmış görmeyi ne çok arzu ederdim.

Folklorumuzda ölüm gerçeğini irdeleyen ve çocuk folkloruna yöntemsel bir bakış getiren Anadolu Folklorunda Ölüm[28]ve Geleneksel Kültürümüzde Çocuk[29] kitaplarının ancak sahaflarda bulunabildiğini görmek, üzüyor beni. Hocanın, iki sözlük çalışmasından[30] başka bir de oldukça ayrıntılı el kitabı[31] var ki sonuncu çalışmaya biraz ayrıntılı bakmakta fayda görüyorum.

Türk Halkbilimi, 1920’li yıllardan beri yayımlanan folklor kılavuzları ve el kitapları içinde kendine has bir yer edinmiş, farklı disiplinlerden de izler taşıyan, kişilik ve duruş sahibi bir çalışmadır.[32] İlk baskısı çıktığı yıllarda biraz pahalı gelmişti fiyatı ama Pertev Naili Boratav’ın Gerçek Yayınevi’nce yayımlanan “100 Soruda Dizisi”nden çıkan iki kitabını[33] da okumuş biri olarak bu kitaba yaklaşımım farklı oldu. Çalışmalarımda ışık olduğunu saklamayacağım… Ancak bir derleme yazımdan[34] alıntılar yapıldığını görmek de yıllar içinde gurur kaynağım oldu: Bu kitaptaki ağıt tanımı benim çalışmamdan alındığı gibi, bir de ağıt örneği seçilmişti.[35]

Sedat Veyis Örnek hakkında okuduğum en güzel yazılardan birini bir Sivaslının yazmış olduğunu bilmek ise ayrı bir güzellik.[36] İlk yazı denemelerinden en gelişkin eserlerine kadar özel ve ayrıntılı bilgilerle ve resimlerle bezenmiş bu yazıyı okurken erken yitirilmiş bir değerin başarılarıyla duyulacak haz ve yitişiyle oluşacak elem arasında dengeli bir gidiş geliş hali yaşıyorsunuz. Sedat Veyis Bey, Zara’nın seçkin çocuğu ve Sivas’ın unutmaması gereken bir evladı…

Bu bölümü Sivaslı Karınca’nın şairi Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın onun için yazdığı ağıttan aldığım dizelerle bitiriyorum:


ekmek halay kilim düğün
dört yön bu dedi
anlattı bölünmez bir ülkeymiş
toplumlar
birbirimizi yaşamak
bilim bu dedi
anlattı ilk gece kardeşiymiş
toplumlar

İLHAN BAŞGÖZ (1921):[37]

İlhan Başgöz de akademik gelenekten gelen bir Sivaslı folklorcu. Gemerek’te doğup Sivas’ta büyümüş, 1940’ta girdiği Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nde Pertev Naili Boratav’ın öğrencisi olmuş, 1949’da bu üniversitede halk edebiyatı konulu bir tezle doktor unvanını kazanmış, “Cadı Kazanı”na düştüğü memleketimizden 1960’ta Amerika’ya hicret edip orada önce Kaliforniya Üniversitesi’nde, sonra da emekli oluncaya kadar Indiana Üniversitesi’nde Türk Folkloru, Türk Halk Edebiyatı okuttu. Bilkent’te, Van 100. Yıl’da, ODTÜ’de konuk hoca olarak bulundu. Hâlâ gönlü üniversitelerde ders vermekte; biraz Amerika’da biraz Türkiye’de, yazıp çiziyor, kitaplar yayımlıyor.

Türk folklorunun dünyaya tanıtılmasında emeği geçen hocalardan biri o, Sivaslı olduğunu hiç unutmayanlardan ayrıca. Belki görünürde çok fazla hizmeti yok Sivas folkloruna ama; ünlü Türkolog Andreas Tietze ile birlikte hazırladığı dünyanın en büyük bilmece kitaplarından biri olan Bilmece: A Corpus of Turkish Riddles [Türk Bilmeceleri Külliyatı][38] kitabının Türkçe baskısında[39] dört yüze yakın Sivas bilmecesine yer vermiştir. Hakkında haklı haksız pek çok şey yazılıp söylenen Şarkışlalı hemşehrimiz Ali İzzet Özkan’a da sahip çıkan odur:

Âşık Ali İzzet Özkan. Yaşamı, Sanatı, Şiirleri , Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, Ankara, 1979, XV, 251 s. (2. bs. 1997)

İlhan Başgöz, Gemerek’te boy vermiş, Sivas’ta büyümüş, Ankara’da dallanıp budaklanmış ve rüzgâr kötü estiği için Amerika’dan Türkiye’ye dal budak salmış bir Sivaslıdır.[40]

ASLANOĞLU YOLUNDA ÜÇ FOLKLOR ARAŞTIRMACISI

MÜJGÂN ÜÇER (1940):

İbrahim Aslanoğlu ekolünden olup her biri kendi yol ve çizgilerini geliştiren üç yazardan söz edeceğim yalnızca. Bunların her biri farklı yönlerde geliştirdikleri araştırma hayatlarında Sivas halk kültürünün türlü dallarına el atmışlar, ama iyi tutunmuşlar: Müjgân Üçer, Kutlu Özen, Doğan Kaya

Ben İbrahim Aslanoğlu merhumun dergisi Sivas Folkloru çıkmaya başlayıncaya kadar Müjgân Üçer’i tanımıyordum. İlk görüşüp tanışmamız ise İstanbul’da Galatasaray Lisesi’nde düzenlenen I. Uluslararası Türk Folklor Kongresi sırasında oldu. Yazılarıyla beni ilk günden beri şaşırtan Müjgân Hanım’a olan hayranlığım dergideki yazıları ve İstanbul’daki ağırbaşlı, hanımefendi tavırlarıyla başladı. Bunu daha önce niçin yazmadım bilmiyorum, belki de yazdım ya da söyledim, biz (eşim Şükran ve ben) onu başımıza tac, gönlümüze sultan etmişizdir. Bu yüzden buradaki bahsi kısa keseceğim, zaten söyleyecek sözü bitmemiş olanlar için “uzun lafın kısası”dır en yakışan.

Müjgân Üçer, Sivas halk kültürünü araştıran ve yazan biri değil yalnızca; yaşayan, öğreten biridir de. Onunla bir mecliste bulunmak bir hocanın dersini kulak kesilerek dinlemekten farksız hallere sokar insanı. Onu, elde defter kalem dinlemeli, çünkü o da öyle dinler sizi.

Müjgân Üçer’e dostları, tanıdıkları, yakınları ona ne gözle bakar, o neler yazmıştır hemen her şey Tekin Şener ile Mehmet Ali Erdoğan’ın hazırladığı armağan kitapta yer alıyor.[41] Hele bu kitabın ilk yazısı yazıldıktan sonra kolay değil onun üstünde farklı şeyler söylemek.[42]

Onun yazı ve kitaplarının hemen hepsi Sivas ve çevresi üzerinedir. Mahallî, yerli ancak herkese lâzım, her şehre gerekli… Özelden genele bir kültür açılımı, Sivas diye oku, Türk kültürünün boyutlarını genişletecek sonuçlara ulaş. İşte Sivas kitaplarından birkaçı:

1.Sivas Halk Mutfağı, Sivas, 1992, 119, 16 (fotoğraf) s.

2.Atalar Sözü Yerde Kalmaz. Sivas’ta Sözlü Gelenek, İstanbul, 1998, 377 s.

3.Divriği’de Mutfak Kültürü, Fatma Pekşen ile, Sivas Hizmet Vakfı, Sivas, 2001, 312 s., 35 (fotoğraf).

4.Anamın Aşı Tandırın Başı. Sivas Mutfağı. İl Merkezi ve İlçe Yemekleri. Gelenek, Görenek, İnançlar ve Sözlü Kültür, Kitabevi Yayınları, İstanbul, 2006, 768 s., (fotoğraf).

5.Mâni Benim Ezberim. Sivas ve Çevresinden Mâniler, Fatma Pekşen ve Murat Türkyılmaz ile, Kitabevi Yayınları, İstanbul, 2009, 501 s.

6.Aslan Burcundan Yükselen Selçuklu Kartalı, Fatma Pekşen ile, Asitan Yayınevi, Sivas, 2010, 472 s. (53 fotoğraf).

Müjgân Hanım için son sözüm şu olacak: Sivas’la ilgili dosyaları bir an önce kitaplaşmalı; Eşik, Beşik, Keşik merakımız içimizde kalmamalıdır.

KUTLU ÖZEN (1940):

Divriğili olduğu için Kutlu Özen’i 55 yıl önce tanıdım. Çiçeği burnunda bir ilkokul öğretmeniydi. Babası Halil Sami Özen, İstiklâl İlkokulu’nda başöğretmen iken okula gelir giderdi. 1965 yılında Gazi Eğitim Enstitüsü Edebiyat Bölümü’nden mezun olduktan sonra Sivas ve Divriği’de öğretmenlik, yöneticilik yaptı. 1983 yılında atandığı Cumhuriyet Üniversitesi’nde yirmi yıl “Türk Dili Okutmanı” olarak çalıştıktan sonra 2003’te emekli oldu.

Kutlu Özen, 1957’den beri yazıyor, ancak folklor ve halk edebiyatı araştırmalarına 1973’ten itibaren babası Halil Sami Özen’in arkadaşı olan İbrahim Aslanoğlu’nun teşvikleriyle başladı. Onun yazılarını ve kitaplarını inceleyenler âşıklar, yatırlar, el sanatları, halk inançları, gelenek ve görenekler, törenler, Alevî-Bektaşî inanç ve uygulamaları konusunda çok emek verdiğini göreceklerdir.

Çalışmaları bildiğini, gördüğünü, duyduğunu, düşündüğünü yazmaktan ibaret olan biz folklorcular için Kutlu Özen’in yazı ve kitaplarında, aradığımız birçok şeyi görebiliriz. Bu yüzden birçok uzmanın yazı ve kitaplarında onun eserlerine yapılan göndermeler ve buralardan yapılan alıntılar göze çarpar. Çalışmaları bana Avrupalıların haciografi (hagiography/hagiograpie) dedikleri azizlerin hayat hikâyelerini inceleyen bilgi dalını hatırlatır. Öyle ya o da hep evliyâlar, yatırlar, halk arasındaki bunlarla ilgili anlatılar, menâkıpnâmeler üzerinde çalışmıyor mu?

Folklor ve halk edebiyatı çalışmaları şunlar:

1.Âşık Feryâdî, Güldane, Dilek Matbaası, Sivas, 1983, 80 s.

2.Sivas ve Divriği Yöresinde Eski Türk İnançlarına Bağlı Adak Yeri, Dilek Matbaası, Sivas, 1996, 248, 16 s.

3.Hz. Peygamber’in Sancaktarı Abdülvehhab Gazi Hazretleri ve Gaza Arkadaşları, Necati Demir ile, Dilek Matbaası, Sivas, 1996, 160, 16 s.

4.Âşık Feryadî, Kadir Pürlü ile, Dilek Matbaası, Sivas, 1996, 320 s.

5.Divriği Evliyâları, Dilek Matbaası, Sivas, 1997, 192, 16 s.

6.Âşık Veysel. Selâm Olsun Kucak Kucak…, Dilek Matbaası, Sivas, 1998, 152, 8 s. (2. bs., Duvar Yayınları, İzmir, 2009, 200 s.).

7.Sivas Efsaneleri, Dilek Matbaası, Sivas, 2001, 389 s.

8.Muallim Halil Sami (Özen), Divriği Yağbasan Köyü Folklor (1927-1931), Haz.: Kutlu Özen, Dilek Matbaası, Sivas, 2003, 68 s.

9.Sivas Yöresi Geleneksel El Sanatları, Kitabevi Yayınları, İstanbul, 2008, 408 s. (resimli)

10.Sivas Yöresinde Geleneksel Bayramlar ve Toplu Törenler, Sivas Valiliği İl Kültür Müdürlüğü, Sivas 1000 Temel Eser Dizisi, Sivas, 2010, 124, 10 s.[43]

DOĞAN KAYA (1952):

Kırktan fazla yayımlanmış kitabı bulunan Doğan Kaya’nın Sivas ve çevresiyle ilgili çalışmaları bir yazı bölümü halinde değil müstakil bir kitap olacak kadar fazladır. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nden mezun oldu (1974). Dokuz yıl öğretmenlik yaptıktan sonra Cumhuriyet Üniversitesi’nde görev aldı (1983),  1999’da doktorasını verdi, halen aynı üniversitede öğretim üyesi (Yrd. Doç. Dr. – Edebiyat Fakültesi Türk Halkbilimi Bölümü) olarak görev yapıyor.

Mahcubî mahlaslı bir âşık, sabah akşam yazılar kitaplar düşünen, her zaman ilginç projeler tasarlayıp uygulamaya koymanın yollarını arayan bir bilim adamı. Ruhsatî’ye ve Sivas’ın âşıklık geleneğine yeni bir çehre kazandıran ve bu geleneği bir il için hazırlanmış en büyük antolojiyi hazırlayarak rekor kıran Kaya, çalışmalarını Sivas ve çevresi dışına da taşımış, genel anlamda incelemeler, el kitapları ve terim sözlükleri hazırlamıştır.

Doğan Kaya’nın Sivaslı âşıklarla ilgili kitaplarını yer darlığı yüzünden yan yana ve muhtasarca veriyorum:

Âşık İsmetî (l984); Ruhsatî’nin Uğru ile Kadı Hikâyesi (l985, 2009); Âşık Ruhsatî Bibliyografyası(l992); Âşık Minhacî (l994, 2006); Sivas’ta Âşıklık Geleneği ve Âşık Ruhsatî(l994); Âşık Sefil Selimî-Çobanın Can Pınarı (1996); Âşık Zâkirî (1996); Sızırlı Âşık Hasan (Coşarî), (1997); Acıyurtlu Halk Şairleri (1999); Âşık Ruhsatî (1994, 1999, 2005, 2010); Çamşıh Ozanları (2002); Âşık Veysel (2004, 2011); Âşık Talibi Coşkun (2005); Âşıkların Diliyle Sivas (2006); Sivas Halk Şairleri (5 Cilt, 2009); Şarkışlalı Âgâhî (2009).

Kaya’nın bir de âşıklar dışındaki çalışmalarına göz atalım:

Bir Dastan Qehremanı Mehreli Bey (2001); Sivas’ta Bıçakçılık(Uğur Mesçi ile, 2002); Sivas Halk Oyunları, Halk Oyuncuları, Davul ve Zurna Sanatçıları (2011); Çöm Çöm Çömbelek-Sivas Çocuk Oyunları (2011); Sivas’ta Yatırlar ve Ziyaret Yerleri(2012).

Öbür çalışmalar ise erbabına malum…

AHMET ÖZDEMİR (1948):

Ahmet Özdemir, Sivas’ın Şarkışla ilçesinden bir yazar, gazeteci, radyo ve televizyon programcısı. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nden mezun oldu (1970) ama hep gazetecilik yaptı. Edebiyatın hemen her dalında kaleme alınmış elliden fazla kitabı var, günlük köşe yazılarına devam ediyor. “Folklor Penceresi”, Cönklerden Günümüze Halk Şairleri”, “Ozanların İzinde” radyo ve televizyon program ve dizilerinden birkaçı.[44]

ŞEREF BOYRAZ (1971):

Yıldızeli kökenli bir öğretim üyesi Şeref Boyraz, 1992’de mezun olduğu Cumhuriyet Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’ne bir yıl sonra araştırma görevlisi oldu. 2000 yılında doktorasını tamamladı ve aynı üniversitede öğretim üyesi oldu. 2011 yılından beri profesör kadrosunda bir halkbilimci. Şeref Boyraz, Sivas ve çevresiyle ilgili pek çok halkbilimi makalesine imza attı. Konumuzla ilgili “şimdilik” iki kitabı var.[45]

Öğretmen kökenli bir halk kültürü araştırmacısı ve başarılı bir kültür müdürü olan, Sivas ve çevresinde yaşayan İlbeyli Türkmenleri hakkında hacimli bir monografi hazırlayan, Sivas Kültür Envanteri adlı iki ciltlik dev eserin editörlüğünü yapan Kadir Pürlü[46]; yazıları, edebî çalışmaları, halk kültürü araştırmaları bulunan Fatma Pekşen[47]; koro şefliği yanında halk müziği ve halk oyunları konusunda uzman olan Uğur Kaya[48]; bir tarihçi olarak ilgi alanı yanında folklor çalışmaları da yapan Fikri Karaman[49] ve genç öğretmen folklorculardan Murat Türkyılmaz[50] da eserleriyle bu alanın anılmaya değer araştırmacıları arasında yer aldılar.[51]

Söz bitti, ama iki şey kaldı söylenmedik: 1. İçinde elbette folklor çalışmalarının da yer alacağı eksiksiz bir Sivas Bibliyografyası” ile İstanbul, Konya, Kayseri, Bursa örneklerinde olduğu gibi iyi hazırlanmış bir ‘Sivas Ansiklopedisi”. Bu memleket, ilmi ve âlimi ve de mâliyesi ile bunları başaracak güçtedir, vesselâm.

[1] Folklor, halk kültürü, halkbilimi… Bu üçünü bir anlamda, içimden geldiği gibi ve hoş görülmesini dileyerek kullanıyorum.

[2] Bu bakış açısını Sivas özelinde başarıyla yansıtan şu eser çok önemlidir: Müjgân Üçer, Anamın Aşı Tandırın Başı. Sivas Mutfağı. İl Merkezi ve İlçe Yemekleri. Gelenek, Görenek, İnançlar ve Sözlü Kültür, Kitabevi Yayınları, İstanbul, 2006, 768 s.

[3] Kutlu Özen, “Sivas İlindeki Folklor Araştırmaları (1927-2008)”, Cumhuriyet Döneminde Sivas Sempozyumu Bildirileri, C. II, Ankara, 2009, s. 117-132.

[4] Selim Emiroğlu, Eflâtun Cem Güney’in Eserlerinde Dil ve Çocuk Eğitimi, Malatya, 2006, X, 346 s.; Selim Emiroğlu – Ramazan Çiftlikçi – Kemal Deniz, Eflatun Cem Güney. Masal Babası, Malatya Araştırmaları Derneği Yayınları, Malatya, 2011, 432 s.; N. Yücel Mutlu, Masal Babası / Sivaslı Eflâtun Cem Güney, Burûciye Yayınları, Ankara, 2011, 99 s.; Saim Sakaoğlu, Eflâtun Cem Güney, Kömen Yayınları, Konya, 2014, 216 s. Bu eserler arasına Sivas’ta İl Kültür Müdürlüğünce düzenlenen “Eflâtun Cem Güney Sempozyumu”nda (6-7 Haziran 2014) sunulan bildiriler de kitaplaşıp katılınca, üniversitelerimizde hazırlanan tezlerle birlikte  dikkate değer bir birikim söz konusu olacaktır.

[5]Birlik, Sivas Türkocağı’nın yayın organı olup takım halinde yeniden yayımlanmıştır: Birlik. Sivas Türk Ocağı’nın Haftalık Mecmuasıdır, 1923-1924, Haz.: Nâzım Hikmet Polat – Ahmet Bozdoğan – Yunus Ayata – Tayfun Haykır, Sivas, 2014, XXVII, 394 s. (“Birlik Mecmuasını Tanıyalım”, “Birlik’te Ne Var ne Yok?”, Tıpkıbasım, Çeviriyazı, Dizin). Ayrıca bk.: Ahmet Bozdoğan, Türk Ocağı’nın Taşra Dergileri, Türk Ocakları Ankara Şb. Yay., Ankara, 2006, IX, 195 s.

[6]Duygu ve Düşünce hk. bkz.: Nâzım H. Polat, “Sivas Basınından Bir Sayfa: Duygu ve Düşünce Mecmuası”, Revak/91, Sivas, 1991, s. 15-20.

[7] Daha önce yayımlanacağı beklenirken bir hayli geciken bir kitaptır. Kendisinden önce Ruhsatî üstüne kitap çıkardıkları için Kadri Özyalçın, Kemal Gürpınar ve Vehbi Cem Aşkun hocalarının sitemine uğramışlardır.

[8]Erzurumlu Emrah. Hayatı – Şahsiyeti – Eserleri, Vilayet Matbaası, Sivas, 1928, 210 s.

[9] Cahit Öztelli, “Ruhsatî”, Türk Dili, S. 32, 1 Mayıs 1954, s. 490-495 (alıntı: s. 495).

[10] Eflâtun Cem’in tırnak içinde yazdığı ve benim tek tırnakla alıntıladığım sözlerin, nereden olduğunu tespit edememiş olmakla birlikte, büyük bir ihtimalle Yakup Kadri’den alıntı olduğunu düşünüyorum..

[11]  Gençlik Kitabevi Yayınları, İstanbul, 1945, 48 s.

[12] İbrahim Aslanoğlu, “Sarısözen, Abdülkadir”, Sivas Meşhurları, C. II, Sivas Valiliği İl Kültür Müdürlüğü, Sivas 1000 Temel Eser Dizisi, Sivas, 2006, s. 357-358.

[13] Halil Sami Özen’in, derleme defteri ile Kızılırmak gazetesiyle Duygu ve Düşünce, Adım, İlkiz, Toplantı, Ortayayla, Sivas Folkloru ve Türk Folkloru dergilerinde Divriği kültür değerleri ile ilgili araştırma ve derlemeleriyle yer alan yazıları oğlu Kutlu Özen tarafından tanıtılmış ve yayımlanmıştır: “Divriği Yağbasan Köyü Muallimi Halil Sami’nin Sivas İlinde İlk Köy Folkloru Araştırması (1927-1931), Halk Kültürü, 1. Kitap, 1984/1, Haz.: M. Sabri Koz, İstanbul, 1984, s. 103-112; Muallim Halil Sami (Özen), Divriği Yağbasan Köyü Folklor (1927-1931), Haz.: Kutlu Özen, Dilek Matbaası, Sivas, 2003, 68 s.

[14] Sivas’ta 1931-1939 yılları arasında başöğretmenlik ve ilkokul öğretmenliği yapmış. Eski şairlerle ilgili derlemelerini defterlere kaydettiği gibi kendi ifadesine göre Kızılırmak gazetesi ve 4 Eylül dergisinde yazılar da yayımlamıştır. Otobiyografisi, anıları ve şiirleri için bkz.: İbrahim Olcaytu, Hayatım ve Şiirlerim. Bir Öğretmenin Hayatı ve Eserleriyle Cumhuriyet Kültürü, Kalan Yayınları, Ankara, 1999, 320 s. Derleme defterlerinin kitaplaşmış halleri için bkz.: İbrahim Olcaytu, Folklor Defterleri – I (1907-1945). Malatya, Akçadağ-Arga, Arguvan, Darende, Adıyaman, Kâhta, Samsat, Kayseri, Antakya, Çevrimyazı: Sadık Perinçek, Kalan Yayınları, Ankara, 2000, 222 s.; İbrahim Olcaytu, Folklor Defterleri – II (1907-1945). Dersim, Çemişkezek, Pertek, Elazığ, Erzincan, Kemaliye, Sivas, Kangal, Koçgiri, Zara, Çevrimyazı: Sadık Perinçek, Kalan Yayınları, Ankara, 2001, 240 s. (Son kitabın 47-240. sayfalar arasında yer alan III. Bölüm’ü Sivas ve çevresine ayrılmıştır. Burada, ilginç bir Emrah bahsi vardır. 18 şiirle birlikte kendisini tanımış olanların tanıklıkları ve Sivas’taki evliliği söz konusu edilmektedir. Bu bilgilerin kaynağı Sivaslıların çok sevdiği Abdi Kalfa (Abdi Yakut) olup ne yazık ki bugüne kadar Emrah araştırıcılarının dikkatini çekmemiştir: s. 172-189).

[15]  Bir bildiride de haklarında fazla bilgi bulamamış, Ortayayla’daki bilgiyle yetinmiştim. Burada Kemal Gürpınar için  “Kangal öğretmenlerinden” ve Kadri Özyalçın içinse “Merzifon Ortaokulu Türkçe Öğretmeni” (S. 12-13, 1938, s. 24 ve 25) notları bulunmaktadır: M. Sabri Koz, “Sivas Halkevi Dergileri Üzerine Halkbilimsel Bir Değerlendirme”, Cumhuriyet Döneminde Sivas Sempozyumu Bildirileri. 27-30 Ekim 2008, Sivas Valiliği İl Kültür Müdürlüğü, Sivas 1000 Temel Eser Dizisi, Sivas, 2009, s. 549-568 (ilgili not: s. 561 ve 565.)

[16]Merzifon Şairleri, Utku Basımevi, Merzifon, 1937, 96 s.; Pirî Baba, Sivas Halkevi Yay., Sivas, 1947, 32 s.; Terzi Baba ve Erzincan’ın Mutasavvıf Şairleri, Türkdili Matbaası, [Balıkesir], 60 s.

[17] “Köroğlu’na Dair”, Halk Bilgisi Mecmuası, C. I, İstanbul, 1928, s. 111-116 ve “Cezayir Türk Halk Şairlerinin Şiirleri”, Halk Bilgisi Mecmuası, C. I, İstanbul, 1928, s. 124-131.

[18] Tecer’in folklorculuğu ile ilgili kısa bir bildiri için bkz.: “Âşık Edebiyatı, Halk Kültürü Çalışmalarıyla Ahmet Kutsi Tecer (Kısa Bir Değerlendirme)”, Doğumunun 110. Yılında Ahmet Kutsi Tecer, Haz.: Ferhat Aslan, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Yayınları, İstanbul, 2011, s. 44-49.

[19] Tecer’in sağlığında yayımlanmış ilk ve tek şiir kitabı Şiirler (1932) Sivas’ta sınırlı sayıda basılmıştır.

[20] Kâmil Matbaası, Sivas, 1932, 16 s., resimli (Muzaffer Sarısözen’in katkılarıyla).

[21] Çığır Mecmuası Neşriyatı, Ankara, 1940, 32 s.

[22]Duygu ve Düşünce dergisi, onun notaya aldığı Sivas türkülerini bazı sayılarına ek olarak vermiştir. Dergi boyutlarından küçük kâğıtlara basılan bu notalardan bugüne çok az sayıda kalmıştır. Bkz.: Nâzım H. Polat, “Sivas Basınından Bir Sayfa: Duygu ve Düşünce Mecmuası”, Revak/91, Sivas, 1991, s. 16.

[23]  18-20 Kasım 2013 tarihlerinde Sivas’ta çok sayıda katılımcıyla gerçekleştirilen “Ölümünün 50. Yılında Muzaffer Sarısözen Sempozyumu”nda sunulan bildiriler yayımlandığında bu kültür ve sanat adamının hemen her yönü aydınlatılmış olacaktır.

[24] Müjgân Üçer, M. Sabri Koz ve Erman Aslanoğlu’nun hazırlamakta olduğu İbrahim Aslanoğlu’na Armağan yakında yayımlanacaktır. Bu kitap, dostlarının, yakınlarının ve Sivaslı değerbilir insanların Aslanoğlu Hoca’yı unutmadıklarını göstermek için bir kanıt olacak ve mutlaka gerçekleştirilecektir.

[25] Gerçek Yayınevi, İstanbul, 1971, 231 s.

[26]Age., s. 5.

[27]  Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Yay., Ankara, 1966, VII, 139 s.

[28]  Ankara Üniversitesi  Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Yay., Ankara, 1979, 150 s.

[29]  Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, Ankara, 1979, 413 s.

[30]Etnoloji Sözlüğü, Ankara Üniversitesi  Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Yay., Ankara, 1971, 268 s.

[31]Budunbilim Terimleri Sözlüğü, Türk Dil Kurumu Yayınları, Ankara, 1973, 92 s.

[32]  Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, Ankara, 1977, 262 s. (Sonradan yapılan baskılarını da gördüm: Kültür Bakanlığı HAGEM Yay., Ankara, 1995 ve Kültür Bakanlığı HAGEM Yay., Ankara, 2000, 264 s.).

[33]100 Soruda Türk Halk Edebiyatı (İstanbul, 1969) ve 100 Soruda Türk Folkloru (İstanbul, 1973).

[34] M. Sabri Koz, “Elbistan ve Adana Yöresinden Ağıtlar”, Boğaziçi Üniversitesi Halkbilim Yıllığı 1975, İstanbul, 1975, s. 59-100.

[35] Örnek, Age., s. 230-231.

[36] Halûk Çağdaş, “Genç Yaşta Yitirdiğimiz Sanatçı ve Bilim Adamı Sedat Veyis Örnek (1927-1980)”, Hayat Ağacı, S. 17, Sivas, 2012, s. 22-30.

[37] İlhan Başgöz’ün 1921’le 1923 arasında gidip gelen doğum tarihi, kendisinin son açıklamasıyla 1921’de karar kılmış bulunuyor.

[38] Kaliforniya Üniversitesi Yayınları, 1973, 1170 s.

[39] İlhan Başgöz – Andreas Tietze, Türk Halkının Bilmeceleri, Kültür Bakanlığı Yayınları, Ankara, 1999, XIV, 848 s., 1 levha.

[40]İki dergi İlhan Başgöz’le ilgili sayı ve dosya yayımladı: Folklor/Edebiyat, S. 14, Haziran-Temmuz 1998 (haz.: Faruk Güçlü); Millî Folklor, S. 85, Bahar 2010.

[41]Müjgân Üçer’e Armağan, Kitabevi Yayınları, İstanbul, 2011, 531 s.

[42] Tekin Şener, “Kendi Semâsına Sığmayan İnsan: Müjgân Üçer”, Müjgân Üçer’e Armağan, s. 13-21.

[43] Kutlu Özen’in şu sıralar redaksiyonu yapılmakta olup, Kitabevi Yayınları’nın “Sivas Kitaplığı Dizisi”nde yakında yayımlanacağını umduğum bir dosyası var elimizde: Sivas ve Çevresi Özelinde Anadolu Alevîliği.

[44]Şarkışlalı Serdarî, ŞAR-DER Yay., İstanbul, 1979; Şarkışlalı Halk Ozanı Cafer Tuncer’in Hayatı, Sanatı ve Şiirleri, İstanbul, 1988; Cönklerden Günümüze Halk Şairlerimiz, İstanbul, 1993; Şarkışlalı Âşık Serdarî ve Yöre Halk Şairleri, İstanbul, 1997; Âşık Ruhsatî, İstanbul, 2008;  Pir Sultan Abdal, İstanbul, 2008; İki Kapılı Handa Âşık Veysel, İstanbul, 2010; Âşık Coşkunî. Bu Ömür de Biter Bir Gün, İstanbul, 2013.

[45] Türkiye’de Mezar Taşı Sözleri, Akçağ Yayınları, Ankara 2003;  Furkanî’nin Şiir Evreni Bağlamında Bir Monografi Denemesi, Akçağ Yayınları, Ankara 2010.

[46]Âşık Feryadî, Kadir Pürlü ile, Dilek Matbaası, Sivas, 1996; Sivas’ta İlbeyli Türkmenleri, C.1-2, Sivas Belediyesi Kültür Yay., Sivas, 2002; Hayatı ve Şiirleriyle Halk Şairi Ömerî, Sivas, 2005; Hayatı ve Şiirleriyle Halk Şairi Kadir Baba, Sivas, 2008.

[47]Mâni Benim Ezberim. Sivas ve Çevresinden Mâniler, Müjgân Üçer ve Murat Türkyılmaz’la, Kitabevi Yayınları, İstanbul, 2009, 500 s.Aslan Burcundan Yükselen Selçuklu Kartalı Divriği, Müjgân Üçer’le,  Asitan Yay., Sivas, 2010, 472 s.

[48]Sivas Halay Ezgileri, Sivas Belediyesi Kültür Yayınları, Sivas, 2000, 163 s.; Şiirleri ve Türküleriyle Âşık Sefil Selimî, Anasam Yay., İstanbul, 2001, XII, 177 s.

[49]İpsile, Tozanlı, Doğanşar, İstanbul, 1990; Sivas Doğanşar Folkloru, İstanbul, 1993; Tarihi ve Kültürel Değerleriyle Ortaköy Doğanşar – Sivas, İstanbul, 2005.

[50]Suşehri Folkloru, C.1, Maniler, Bilmeceler, Atasözleri. Deyimler, Dualar, Beddualar, Ankara, Önder Matbaacılık, 2004, 158 s.; Belcikli Âşık Seyit Türk, Seyran Yayınları, Sivas, 2005, 111 s.; Mâni Benim Ezberim. Sivas ve Çevresinden Mâniler, Müjgân Üçer ve Fatma Pekşen’le, Kitabevi Yayınları, İstanbul, 2009, 500 s.; Sivas Bilmeceleri, Sivas Valiliği İl Kültür Müdürlüğü, Sivas 1000 Temel Eser Dizisi, Sivas, 2010, 143 s.

[51] Adlarından, eserlerinden yer darlığı yüzünden söz edemediğim araştırmacılardan özür dilerim. Bir gün o da olur inşallah.

Hayat Ağacı dergisi 25. Sayı, 2014

PAYLAŞ