Sâkin ve Mutlu Sokak Misafirliğimiz

0

SÂKİN VE MUTLU SOKAK MİSAFİRLİĞİMİZ

Müfit Günay

Sevdiğim çiçek adları gibi

Sevdiğim sokak adları gibi

Bütün sevdiklerimin adları gibi

Adınız geliyor aklıma

Elimde ekmek ya da üzümle yavaşçailiştiğim kaldırımkenarından, insanları severek, herkesin beni sevdiğini zannederek,sokaktaki sıradan hayatı birçocuğun mutluluğu ve biryaşlının sakinliğiyle izlediğim zamanları hala hatırlıyorum.

Doğan’ın ıslığıyla uzatırdım başımı cumbanın penceresinden.  Sokağa ilk çıkan öbürünün evinin önüne gider, anlaşılmış ıslığı çalardı. Hemen dışarıfırlar, buluşmanın sevincini sindirerek öylesine dururdukbir müddet. Sonra karar verirdik ne yapacağımıza. Sokağa çıkmak zaten yeterince mutluluk vericiydi. Kimi zaman başkalarını da gerektiren oyunlar için arkadaş bulamaz,kapı girişindekibasamaklara oturur, geleni geçeni seyrederek boş boş konuşurduk. Henüz ilkokula bile gitmezken başlamıştık yarenliğe. Kış soğuk yüzünü gösterene kadar da öyle giderdi bu sokak misafirliğimiz. Yağmurlu günler de engel olmazdıbize. Kaldırımkenarından küçük bir dere gibi akan suların üzerinden gazetekâğıdından yaptığımız kayıklarıyüzdürürdük.  Kâğıtdağılıp kayık bozulana kadar da izlerdik yolculuğu.

Sokakların çocuklar, âşıklar ve sokak satıcıları için ayrı bir anlamı vardır.  Sokak kadınları ya da çeteleri gibi bize zaman mekânve töreolarak uzak kalanları bir kenara bırakırsak sokaklar, esasen çocukların dünyaya açılan penceresi,  sosyal çevresi-oyun alanı-, arkadaşlarla buluşma yeri, hayatin dilini öğrendikleriokuldur. Ve bir çocuğun gözünde, sokak oyundur ev ise ders!

Herkesin dünya kurulduğundan beri oturduğu ve kıyamete kadar da oturmaya devam edeceğini sandığım çocukluğumun sokaklarındaayrı bir hava vardı, tad vardı; hattaçeşmebile vardı. Tatlı su akardı bu çeşmelerden. Şekerli su değildi bu elbette;“boru” suyu dediğimiz şehir şebeke suyu kirecinden vesertliğindendolayı içmek için pek tercih edilmediğinden bu“tatlısu”yu veren kaynak çeşmelerinden yararlanırdık.   Şimdi Antalya’da yaşayan aynı sokaktaki bir arkadaşım sormuştu birgün “bu boru suyu ne demek?” diye. “Hafik’e giderken Boru Dağı var ya,” demiştim, ‘’eee” demişti. “İşte oradan geliyor bu su, onun için de boru suyu deniliyor.” demiştim. “Haa, demek ondan” demişti.

Evinizin dışındaki en yakın kamusal alan olduğundan benimseme, sahiplenme, içselleştirme sık rastlanan duygulardır. Sokak hem sizindir hem değil.  Sizindir,çünkü herkesin bir “bizim sokağı”vardır -bir daha bu sokakta görmeyeyim seni.Değildir,çünkü sokak toplumdur-sokağa çıkamaz hale gelmek, ya da sokağın sesini dinlemek-te olduğu gibi.  Sokak toplum olduğundan yeni bir ayakkabıyla, kazakla ya da yavrukurtelbisesiyle sokağa atılan ilk adımın heyecanı dakolayına unutulmaz.  Ya aylarca peşinden dolaştığınız kızla ilk kez el ele dolaştığınız sokak çıkar mıakıldan peki? Benim çıkmadı mesela.

Yaşadığımız dönemler değişirken sokağın anlamı da değişti yavaştan.  Gençlik günlerimizin sokakları oyunların dışında da anlam kazanmaya başlamıştı. Hoşlandığınkızısokağına kadar takip etmek, eve girişini gördükten sonra geriye dönüp kendi sokağında bekleyen arkadaşlarına heyecanla rapor vermek de vardı artık.  Geçmiş zaman, bir arkadaşım da ara sokaklara ilişkin bir sır vermişti bize. Kızların başlıca konu olduğu sonu gelmeyen sohbetlerin birinde  “kız görmek istiyorsak esas ara sokaklara gitmemiz gerektiğini”’ öğütlemişti. Güya bu sokaklarda kızlar pencerelerden muz hevenkleri gibi sarkıyormuş. Bengöremedim doğrusu böyle bir sokak;acaba kendisi inanıyor muydudediğine yanında hiç kız görmediğim bu arkadaşım?

***

Sokaklar mevsimlerle de değişir elbette veyazların havasıbir başka olur. Yaz akşamlarındaahşap direkli sokak lambası dibinde toplanıp çekirdek yiyerek yapılan tatlısohbetler, kuzine başında geçen karlıkış gecelerinin büyülü havasınısokağa taşımakdeğil midir?Ya ilk iki düğmesiaçık gömleğin ve atılmayan aşk oklarına siper ettiğin göğsünleateşli gençlik yıllarının cep telefonsuz yaz gecelerinde eve dönerken kulağına çalan ıslık sesinin ardından bir balkondan önüne düşen mesajlı kibrit kutusunu aldığın sokakbaşka sokaklara benzer mi hiç?Çağrışımlar ve hatıralar yeri değil midir sokaklar?..

Sokaklarında avazavaz koyun bacakları satılan dönemlere tanık olacak kadar eskilere uzanabilen bir yaşam çizgisiüzerinde geriye biraz da iç burulmasıyla bakmanın ürpertisini bir kenara bırakırsak işin eğlenceli taraflarınıda açığaçıkarabiliriz belki.  Başlıbaşına bir âlem olan sokak satıcıları mesela.Pazar işportacıları kadar seri klişe diyalogları olmasa da sattıkları mal üzerinden kendilerini eğlendiren repliklerin sahibi değil miydi kilin iyisini satanlar,ya da eskiciler? Ya çekemler, hatırlayanlar elini kaldırsın! Eşek arabalarına yükledikleri mallarla sebze satıcıları, küçük tekerleklitezgâhlarıyla dondurmacılar, simit-gevrekçiler, kestane satıcıları, aluççular, ayvacılar…Bir de tabi ki, kilin başka bir telaffuzuyla“höllükçüler”vardı;“kil-ped”höllükçüleri….

Caddelerden farklıdır sokaklar, cadde nehirse sokak kapınızın önünden akan deredir ve cama çıkınca karşı pencereyi görürsünüz. Hepimizin özellikle sevdiği sokaklar vardır kuşkusuz. Cumbaları fesleğenlerle süslü ahşap evlerin birbirine baktığı,  arkadaş olduğun ağaçları ve taşlarından yansıyan ayışığından gece lambasıyla daracık bir düşler sokağını özlemeyen var mıdır?

Ülkemde ve yabancıülkelerdeki çeşitli kentlerde değişikisimlerle farklı sokaklar gördüm.  Arka mahallemizdeki SeranTeyze’nin, Kirkor’un,Sirop’un,Dikran’ınoturduğu ve cıncık, aşık, met oynadığımız sokakbenim için esas sokaktır.  Elimizde ekmekle kapınınönüne fırladığımız sokak yani.  Meşe ağaçlarının esas duruşta sıralandığı Ankara Bahçelievlersokaklarının ve masalarıdışarıçıkarılmış şirinrestoranları vekaldırımlarıçiçek saksılarıyla bezenmiş, parke taşlarıyladar Cenevresokaklarının yeriise ayrıdır.

Sormagir, Zurefa, Purtelaş,Yelüfürdü, Kediseven,  Tavşan Bayırı,Şeftali, Ağaçkakan, Bayırgücü, Yeter Ettin Sokak gibi kimi zaman sevimli,bazen komik isimler verilen sokakların da bizler gibi neşelisi, kasvetlisi, ürküncü, sevimlisi vardır.

Ve kocaman ağaçlarıyla ve duvara dayalı bisikletleriyle sonunda hepsi de denize açılan daracık ada sokakları vardır.

Çamurlu sokaklar

Karanlık sokaklar

Dar sokaklar

Ara sokaklar

Ağaçlı sokaklar

Taşlı sokaklar

Vardır.

Ve

Rüzgârlı sokaklar

Gölgeli sokaklar

Güneşli sokaklar vardır.

Daha sayalım mı?  Tamam, siz de biraz eklemek istiyorsunuz peki,   ama sokağın çağrıştırdıklarıyla ilgili bu kısacık yazının sonunda içinden sokak geçen bir dilek olmasına da itiraz etmezsiniz değil mi?

Çıkmaz sokaklara düşmesin yolunuz…

Ve adınız, yaşarken siz, bir sokağa verilsin…

Hayat Ağacı dergisi 24. Sayı, 2014

PAYLAŞ