Ressam Mehmet Kaya

0

 Kıyıda Kalmış Bir Sanatçı

 RESSAM MEHMET KAYA

 Faruk Aburşu

Mehmet Kaya 1943 tarihinde Hafik ilçesi, Tavşanlı köyünde dünyaya geldi. Babasının adı Hüseyin, annesinin adı Nuriye’dir. Köyden bir yaşında Sivas’a gelen Mehmet Kaya Ferhatbostan Mahallesi’nde büyüdü.           İlköğrenimine Atatürk İlkokulunda başladı. İlkokulun 5. sınıfında iken öğretmeni Halis Toprak’tan kurşun kalemle resim yapmayı öğrendi. İlkokulu bitirdikten sonra, şimdiki Erkek İmam- Hatip Lisesinin yerinde bulunan Sivas Erkek Ortaokuluna kaydoldu. Daha sonra Kız Ortaokulu ile Erkek Ortaokulu Milli Eğitim Bakanlığınca birleştirilmiştir. Atatürk Ortaokulunda, resim öğretmeni Mehmet Uzel’den -lakabı Telis Mehmet- daha sonra da resim öğretmeni Hüseyin Kobazoğlu’ndan resim yapmayı öğrendi.

 Aralarında Mehmet Kaya, Abdullah Küçük, İsmail Öztürk’ün de bulunduğu son sınıf öğrencileri, öğretmenleri Hüseyin Kobazoğlu yönetiminde okulun girişine bir Atatürk Anıtı yapmaya karar vermişti. Okulun girişindeki salona da siyah beyaz büyük bir Atatürk posterini tek başına Mehmet Kaya yaptı.

 Liseye kaydını yaptıran Mehmet Kaya’nın resim öğretmeni Selahattin Aydemir idi. Selahattin Aydemir’den sanatın inceliklerini, ekollerini öğrendi. Artık Selahattin Bey, Mehmet Kaya’nın hem öğretmeni hem de yakın dostu idi. 1971 yılında Ayşe Hanım’la evlenen Mehmet Kaya’nın Hikmet ve Bülent adında iki çocuğu bulunmaktadır.

Halkevleri kapatıldığında, yerine Türk Kültür Evleri açıldı. Kültür Evlerinde çeşitli sanat etkinlikleri vardı. Sanata düşkün birkaç lise öğretmeni ise İstasyon Caddesi’nde bir dükkân tutup “ Sanat Sevenler Derneği’ni kurmuş, dönemin önemli yazar, şair ve çizerlerini burada bir araya getirmişlerdi. Bu Sanat Derneği, 1961 baharında “ Su” adlı aylık kültür sanat dergisini yayınlamaya başladı. Mehmet Kaya bu derginin yayınında, basımında ve Türkiye genelinde dağıtımında görev almıştır. Su dergisinin çıkışından itibaren tüm sanatkârlarla yakından tanıştı. Derginin baskısında, klişe olmadığı için resimler; Lilnol[1] tekniğiyle muşamba üzerine kalıplar çıkarılarak basılırdı. Nikâh Salonunun masalarının muşambaları bu iş için idealdi. Eski ve gevrek olmasından dolayı mezkûr muşambaları gizlice söküp kullanmaktaydı.

Mehmet Kaya,   Su dergisinin yaklaşık 20 adet kapağını yapmıştır. Ayrıca muhtelif sayılarının içine de resimler yapmıştır. Kongre Salonu’nu Selahattin Aydemir ile gece gündüz çalışarak restore etti. Tüm duvar ve tavan yağlı boya resimlerinin tamirinde çalışmıştır.

Folklor araştırmacısı İbrahim Aslanoğlu, “Sivas Folkloru” dergisini çıkarınca Mehmet Kaya’yı kadrosuna aldı. Mehmet Kaya dergiye muşamba ile kapak resimleri yaptı. Derginin 78. sayısına kadar, Mehmet Kaya’nın resimleri bu dergide yayınlanmıştır. Berat Demirci, İbrahim Yasak ve Ahmet Kaleli’nin birlikte çıkardığı “Gurbet” dergisinde yer alarak derginin logosunu ve klişelerini hazırladı, burada pek çok resmi yayınlandı.

Ek gelir sağlamak amacıyla resim atölyesi açmıştır. Atölyede maişet kaygısıyla daha çok tabela yapmıştır. Sonraları bu atölyede Plexiglas  (ışıklı tabela) yaptı. Sivas’ta ilk defa serigrafi düzenini faaliyete geçirdi. Dükkânı Afyon Sokağı Emir Pasajı’nda idi. Her çeşit malzeme üzerine baskı yapan Mehmet Kaya bu işte de yeterince kazanç elde edemedi. Girdiği tüm işlerde kullandığı malzemenin dahi parasını çıkaramayan ve büyük zarara uğrayan Mehmet Kaya’ya, eşinin de kendisinden ayrılmasından sonra hayat zindan olmuştur.

Mehmet Kaya, Halkevi’nde sahneye konan birçok tiyatro eserinin dekorunu bizzat yapmıştır. Bu tiyatro eserleri şunlardır: “Hamlet” piyesi, 1962 tarihinde Numune Hastanesi içinde Hemşire Okulunda, Hasan Yücel ve Mustafa Şemin tarafından sahneye konmuştur. “Pusuda”, Tan Sineması’nda sahneye konmuştu. Başrolde Kutman Ersoy ve Mustafa Şemin oynamıştı.  “Şeriatçası”,  piyesini Hilmi Atacan sahneye koymuştu, Halk Eğitim’de sahnelendi. Mehmet Kaya “Kamber” rolünde idi. “Ocak”, Turgut Özakman’ın eseri idi. 1964 tarihinde Hilmi Atacan Halk Eğitim’de sahneye koymuştu. “Duvarların Ötesi”, Nikâh Salonu’nda sahneye konmuştu. “Deli İbrahim”  1970’te Halk Eğitim’de sahneye konmuştur.

Sivaslı meşhur bestekâr Tamburi Ömer Altuğ’un mezar taşının çizimini de o yaptı.

Hazım Zeyrek’in 1966 tarihinde yayınlanan “Gada “ isimli kitabının kapağını hazırlamıştır. Sedat Veyis Örnek, bu kitap için Cumhuriyet gazetesinde şu çarpıcı ifadeyi kullanmıştır: “Önce kapağı vurdu. Sonra içi vurdu.” Su Yayınları’nın 3. kitabı olarak yayınlanan “Gada”, Güven Matbaası tarafından 500 adet basılmıştı. Fiyatı 3 lira idi.

Ressam Mehmet Kaya üç de kişisel sergi açmıştır. Birinci sergi, Omay Sineması karşısında “Sanat Sevenler Derneği”nde 1962 tarihinde; ikinci sergi, Halk Eğitim Merkezi’nde 1965 yılında açılmıştır.

Üçüncü sergisini, şimdiki Halk Eğitim Merkezi’nde, 1966 yılında açmıştır. Bunların dışında; Hâkim Hüseyin Deniz, Yaşar Akça, İsmail Öztürk, Abdullah Küçük, Ülkü Özen gibi ressamlarla karma resim sergilerine katılmıştır.

Mehmet Kaya’nın resim sanatı hakkında görüşleri şöyledir: “Sanatçının amacı; duygularını, görmek istediği güzellikleri başkalarına anlatma olmalıdır. Yani yapıtlarını izleyicilerin kolayca anlayabilmeleri ve onlardan hoşlanabilmeleri için figürlerini belli bir mekân içinde meydana getirmeye çalışmalıdır. Bir başka deyimle, sanatçı hayalinde yaşattığını realize etmelidir. Bunun için de sanatçılarımız toplum için toplumun istediği ve özlediği renk, desen ve kompozisyonlarla izleyicilerin karşısına çıkmalıdır.

Güzel bir kompozisyon yapmak için konulmuş bir kural yoktur. Zira sanatçı bir fotoğraf makinesi değildir, kendi iç dünyasını tuvaline yansıtmasını iyi bilmelidir. Resim sanatı; kişinin doğa karşısındaki duygu, düşüncelerini; çizgi, biçim, renk, kompozisyon ve kendine özgü üslubuyla ifade çabasından doğan ruhsal bir çalışmadır.”

Mehmet Kaya; 1960’lı yıllarda Halkevinde müzikle de ilgilenmiştir. Erol Uygun (koro şefi), Kirkor Elmasdağ (ud), İlhami Tokgöz (keman), Ahmet Purutcu (kanun), Rahmi Düzbiçer (cümbüş), Nurettin Kum (keman), Turgut Haraççı (ud)’dan oluşan  ekiple 1964- 1966 tarihlerinde Sivas, Tokat, Samsun, Amasya konserlerinde bulunmuştur.

Onu eski bir apartmanın çatı katındaki dairesinde ziyaret ettik. Yarım asırlık sanat hayatından hatıraların sindiği bu evde inzivasını ve unutulmuşluğunu yaşıyordu. Bize eski dostlardan bahsetti. Üzeri tozlanmış anılar nakletti.

[1] Lilnol resim: Bakır plakanın parafin veya bal mumu ile kaplanıp keskin bir bıçakla oyulduktan sonra asit dökülmesiyle elde edilen resim.

 Hayat Ağacı dergisi, 9. Sayı, 2007

PAYLAŞ